GENEL BİLGİLER
Güvercinlerin vücut yapıları bağlı bulundukları ana sınıftan yani
kuşların genelinden pek farklı değildir. Bu yazı kapsamında genel olarak
kuşlarla ilgili bilgiler verilecek güvercinlere özgü durumlar ise ilave
edilecektir. Latincede Aves olarak adlandırılan kuşlar sınıfı,
omurgalılar grubunda sürüngenlerle memeliler arasında yer alır. Bu sınıf
üyelerinin karakteristik özelliği ön üyelerinin uçmaya yarar şekilde
kanada dönüşmüş olması, vücutlarının tüylerle örtülü bulunması, yumurta
ile çoğalmaları ve sıcak kanlı olmalarıdır. Kuşlar sabit sıcaklığa sahip
hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları 38 – 40 derece arasındadır. Çoğu
türlerde kemiklerin içi boş olduğundan hafif bir iskelete sahiptirler.
İskelet ve vücut yapıları ile gerek dış, gerekse iç organları hemen
hemen bütün kuşların aynıdır. Omurgalılar içersinde bu karakteristikleri
ile başlı başına ayrı bir grup oluşturmaktadırlar.
DIŞ GÖRÜNÜŞ
Başlıca karakteristikleri vücutlarının çok değişik renklerde tüylerle
kaplı olmaları ve gövdelerinin iki yanında yer alan kanatları ile
uçabilmeleridir. Kuşların vücudunun bazı yerleri gaga, ayak, parmaklar
ile akbaba gibi bazı kuşlarda boyun kısmı tüysüzdür. Kuşlarda ayaklar
yürümeye, yüzmeye, tırmanmaya ve tutunmaya yarar. Ayaklar genellikle
sert pullarla kaplıdır. Bazı türlerde ayakların hatta tırnaklara kadar
parmaklarında tüylerle kaplı olduğu görülür. Paçalı güvercinler buna iyi
birer örnektirler. Değişik şekillerdeki gaga sert keratinden oluşur.
Bazı türlerde gaga yumuşak bir deriyle kaplıdır. Gaga yapıları kuşların
beslenme tarzlarına bağlı olarak çok değişik şekillerdedir.
TÜYLER
Kuş tüyleri karmaşık bir yapıdadır. Keratinleşmiş deri hücrelerinden
oluşmaktadır. Telek adı verilen kanat ve kuyrukta yer alan büyük tüyler
uçmaya ve dönmeye yaramaktadır. Vücudu bir kiremit örtüsü gibi kaplayan
dış tüyler ise kuşu ıslanmaktan korur, alttaki ince ve yumuşak tüyler
ise vücudun ısı kaybetmesini önler.
Güvercinlerde kanat telekleri kabaca el telekleri ve kol telekleri
olarak iki gruba ayrılabilir. El telekleri, genellikle 10 tanedir. Kanat
ucundan bilek eklemine kadar sıralanır. Uçmayı sağlayan ana tüyler
bunlardır. Kol telekleri adı verilen ikinci bir sıra ise, bilek
ekleminden dirseğe kadar uzanır. Bu telekler ikinci derecede uçma
tüyleridir. Sayıları kuş türüne göre değişmektedir. Güvercinlerde
genellikle 18 adettir.
Kuyruk telekleri, kuyruktaki büyük tüylerdir. Uçarken dümen görevi
yaparlar. Sayıları güvercinlerde genellikle 12 dir. Bazı türlerde 14 ya
da 16 ya kadar çıkabilmektedir. Kuyruk telekleri son kuyruk omuruna
bağlanmışlardır. Buradaki kasların hareketlerine bağlı olarak hareket
ederler.
Örtü telekleri, uçma tüylerinin ve kuyruğun dibinde kiremit gibi
dizilmiş kısa tüylerdir. Kanatların alt ve üstünde birkaç sıra örtü tüyü
bulunur. Uçma teleklerine en yakın olan örtü tüyleri en büyük
olanlardır.
Hav tüyleri, teleklerin altında yer alır ve kuşun vücut ısısını korumaya
yarar. Renkleri genellikle beyaz ya da gridir.
TÜY DEĞİŞİMİ
Memelilerde ve kuşlarda kıllar, tüyler, tırnaklar dış etkilerle devamlı
yıprandıklarından zamanla bunların yerine yenileri oluşur. Bu yenileme
işi bazen yavaş yavaş ( memelilerde deri, tırnak, kuşlarda pençe ve gaga
) bazen de belli zamanlarda ve oldukça hızlı bir şekilde oluşur. (kıl ve
tüy değiştirme)
Genellikle, kuşlar bütün tüylerini senede bir defa, bazıları iki defa
değiştirirler. Bazı kuşlar küçük örtü tüylerini senede iki defa, kanat
ve kuyruk teleklerini ise bir defa değiştirirler. Tüy değiştirme yavaş
olduğundan, genellikle 1 - 3 ay sürdüğünden kuşlar tamamen çıplak kalmaz
ve uçma yeteneklerini kaybetmezler. Örneğin güvercinler bu şekilde tüy
değiştirir. Fakat kaz, ördek, kuğu, turna ve bazı bataklık kuşları uçma
teleklerini birden döktüklerinden birkaç hafta uçamazlar. Bu durumlar
dışında değişik tüy değiştiren türler de vardır. Bazılarında erkek ve
dişi değişik zamanlarda tüy değiştirir.
Tüy değiştirme genellikle yavaş ve belli bir sıraya göre olur.
Güvercinlerde kanat teleklerinin değişimi, el teleklerinde bilekte
başlar ve el uçlarına doğru ilerler. Kol teleklerinde ise, hem iç hem
de dış taraftan içe doğru değişir. Kuyruk teleklerinde ise değişim içten
dışa doğru olur.
Tüy değişimi derideki tüy yuvasında yeni tüyün büyümesi ve üstteki
yıpranmış tüyün atılmasıyla oluşur. Bu tüy yenilemede bazı kuş
türlerinde renk değişikliklerine de rastlanır. Yılda iki defa tüy
değiştiren kuş türlerinde genellikle yaz ve kış renklerinde farklılıklar
olur.
AYAK YAPILARI
Kuşlarda iskeleti oluşturan arka ekstremiteler yürüme bacaklarıdır.
Bacağın üst kısmında yer alan uyluk kemiği ve diz eklemi bacak kasları
ve karın tüyleri tarafından örtüldüğünden dışardan görülmez. Alt
bacaktaki kaval kemiği kamış kemiği ile birleşerek but kemiğini
oluşturmuştur. But kemiğinden sonra bilek ve tarak kemiklerinin
birleşmesinden oluşan oldukça uzun ayak kemiği gelir. Bu kemiğin alt
ucundaki çıkıntılara ikinci, üçüncü ve dördüncü parmaklar bağlanır.
Birinci ( arka ) parmağı olan kuşlarda bu parmak ayak kemiğinin iç
kenarındaki çıkıntıya bağlanır. Beşinci parmak yoktur. Parmak sayısı
genellikle 3 - 4 tür. Birinci parmak 2, ikinci parmak 3, üçüncü parmak 4
ve dördüncü parmak 5 parçalıdır. Parmaklar bazı türlerde öne ve arkaya
dönebilir. Ayaklar keratin pullarla kaplıdır. Kuşlarda ayaklar yaşam ve
hareket tarzlarına göre değişik yapılar gösterir
GAGA YAPILARI
Gaga, besinin tutulması, yakalanması, taşınması, parçalanması gibi
işlemlerin yanı sıra düşmanlara karşı bir savunma aracı olarak da
kullanılır. Tüylerin düzeltilmesinde, yuva yapımında ve daha bir çok
işte kullanılır. Dolayısıyla kuşlarda yaşam biçimine uygun gaga
biçimleri gelişmiştir.
Keratinden oluşan gaga üst ve alt gaga olmak üzere iki kısımdır. Üst
gaga, üst çene ve burun kemiklerinin, alt gaga ise alt çene kemiklerinin
birleşmesinden meydana gelmiştir. Üst gaga burundan itibaren devam eden
sırt kısmı, genellikle az veya çok eğik olan gaga ucu ve keskin gaga
kenarlarından oluşur. Gaga kenarlarında Çoğunlukla diş şeklinde
çıkıntılar veya testere gibi tırtıklar bulunur. Alt gaga ise her iki alt
çene kemiği uçlarının birleştiği gaga ucu ile çene kemikleri arasını
örten, bazı türlerde yumuşak bir deriden oluşan gaga altından oluşur.
Birçok kuşta ve güvercinlerde üst gaga dibinde yumuşak ve genellikle
sarı renkte bir deri vardır. Ceroma adı verilen bu kısım sinirlerle
donatıldığından dokunmada önemli görevler üstlenmiştir. Bir kısım
bataklık ve su kuşlarında bu deri bütün gagayı örter. Burun delikleri
ceromanın kafatası ile birleştiği yerden ya da ceromanın içinden
açılır.
Kuşların beslenme tarzına bağlı olarak çok değişik şekillerde gagalara
rastlanır. Yırtıcı kuşların gagaları kanca gibi kıvrık, keskin ve
güçlüdür. Bu gagaları ile deri, et ve hatta kemikleri parçalarlar. Tohum
yiyen kuşlarda gagalar kalın ve koniktir. Bataklık ve sulak alanlarda
yaşayan kuşların gagaları genellikle uzundur. Böcek yiyen kuşların
gagaları ince ve sivridir. Pelikan gagası ise alt çenedeki esnek
derisiyle büyük bir kepçe gibidir. Gaga şekilleri de kuşların
tanınmasında ipuçları verir.
|
|
|
İSKELET YAPILARI
Kuşların genel yapısı yürüme ve uçma hareketlerini rahatça yapmaya uygun
bir şekilde oluşmuştur. Yürürken ve dururken gövdenin ağırlık merkezi
ayakların üzerine düşer. Bu sırada kanatlar katlanmış durumda gövdenin
iki yanına yapışık olarak durur. Kuşların iskeleti incelendiğinde
kemiklerin ince, içlerinin boş ve birçok yerinde belirli delikler olduğu
görülür. Akciğerlerden itibaren çeşitli yerlerde bulunan hava keseleri
kemiklerle bağlantılıdır. Bu durum kuşların uçmalarını
kolaylaştırmaktadır. Şekil 2 ve 3 de güvercin iskelet yapısı
görülmektedir.
KAFATASI
Kuşlarda kafatası, beyin ve soğancığın korunduğu kubbemsi ve iyi
kaynaşmış kemiklerden meydana gelir. Kafatası üzerinde büyük göz
çukurları, burun delikleri ve boynuzumsu bir maddeden yapılmış olan üst
ve alt gaga yer alır. Eklemli ve oynak olan gaga, kafatası ve alt çene
ile bağlantı halindedir. Günümüzde yaşayan hiçbir kuşta diş bulunmaz.
BOYUN
Kuşlarda boyun çok hareket edebilecek bir yapıda gelişmiştir. Boyunda
yer alan omur sayısı genellikle 14 – 15 arasındadır. Bütün kuş
türlerinde bu sayı 10 ile 26 arasında değişmektedir.
GÖĞÜS
Kuşlarda göğüste yer alan omur sayısı 3 – 10 arasında değişir.
Güvercinlerde bu sayı 3 tanedir. Göğüste birbirine ve göğüs omurlarına
bağlı 5 -10 kaburga kemiği vardır. Göğüs kemiği iri, geniş ve yassıdır.
Yalnız göğsü değil karın kısmını da kaplar. Göğüs omurlarından sonra
gelen sırt ve bel omurları, leğen kemiği ile kaynaşmıştır.
Kuşlarda ön üyeler kanat şeklini almıştır. Kanatlar kuvvetli kaslarla
göğüs kemiğine bağlanmıştır. Kanadı omurgaya ve göğse bağlayan
kemiklerden kürek kemikleri sırt tarafına doğru uzamışken, sırt kargacık
kemikleri göğüs ile kaynaşmış, köprücük kemikleri ise uçta birleşerek
lades kemiğini oluşturmuşlardır.
KANATLAR
Kanatlar, kısa bir pazu kemiği ve uzun ön kol kemikleri ile körelmiş el
kemiklerinden ibarettir. El, birbirine kaynaşmış uzunca bir orta el
parçası, başparmak, orta büyük parmak ve buna bitişik küçük parmak olmak
üzere 3 parmaktan oluşur.
Duruş ve yürüyüş halinde kolun üst kısmı geriye, alt kısmı öne ve el
kısmı geriye kıvrık bir şekilde durur.
AYAKLAR
Ayaklar, sırt omurlarıyla birleşmiş ve bütünleşmiş leğen kemiğine
bağlıdır. Kısa ve kuvvetli olan uyluk kemiği öne doğru yatık, gövdenin
yan etleri içinde gizlenmiştir. Bu nedenle diz eklemi dışardan görülmez.
Arkaya doğru eğik duran baldır oldukça iri ve uzundur. Kaval kemikleri
kaynaşmıştır. Bilek ve ayak kemikleri kaynaşarak boru şeklinde
parmaklara eklenmiştir. Beşinci parmak kaybolmuştur. Parmak sayısı genel
olarak 3 - 4, deve kuşlarında 2 dir. Güvercinlerde parmak sayısı 4 tür.
Arkaya dönük birinci parmak 2, içe bakan ikinci parmak 3, ortadaki
üçüncü parmak 4, dıştaki dördüncü parmak ise 5 eklemlidir. En uç eklemde
tırnak oluşmuştur. Güvercinlerde tırnaklar alttan gelen kısımlarla
yenilenen bir yapıdadırlar. Parmak sayısı ve eklemler kuş türlerine göre
çok değişiklikler gösterir. İskelet kaslarla çevrilidir. Kanatlar çok
kuvvetli kaslarla bağlı olup ayrıca ayak kasları da oldukça güçlüdür.
|
İÇ ORGANLAR
BEYİN VE OMURİLİK
Beyin, kafatası boşluğu içinde yer alır. Kuşlarda beyindeki koku alma
duyusu büyük ölçüde körelmiştir. Bunun yerine orta beyinde bulunan görme
ve işitme lobları çok gelişmiştir. Güvercinlerde kafatası ile beyin
arasında bulunan ferromanyetik bazı tanecikler, yerin manyetik alanına
karşı duyarlı birimler haline gelmişlerdir. Güvercinler bu sistem
sayesinde yerin manyetik alanındaki değişimleri hissedebilmektedirler.
Bu sistem güvercinlerin çok uzaklardan uçurulduklarında bile yönlerini
kolaylıkla bulabilmelerine yardımcı olmaktadır. Omurilik omurga
kanalının son ucuna kadar uzanır. Omurilikten ayrılan sinir sistemi,
bütün organlara ve kaslara kadar dağılır.
KALP, AKCİĞERLER VE SOLUNUM SİSTEMLERİ
Kuşların kalpleri dört gözlüdür. Kalp atışları memelilerden daha
hızlıdır. Kalplerinin vücutlarının ağırlığına oranı, diğer omurgalılara
göre daha fazladır. Solunum organları ve akciğerler küçüktür.
Memelilerde olduğu gibi göğüs boşluğunda serbest halde bulunmayıp,
gövde boşluğunun duvarına yapışıktırlar.
Kuşlarda kısa olan bronşlar bir çok kollara ayrılmaktadır. Bu kollardan
bir çok hava kesesi kuşun vücudunun değişik bölümlerine yayılır. Bu hava
keseleri hava deposu işlevini görürler. Hava keseleri kuşun gövde, kanat
ve ayaklarını hareket ettirmesi sonucu sıkışır ve açılırlar. Bu sayede
ciğerlere hava gönderimi sağlanır.
Kuşlarda diğer memeli hayvanlarda bulunan diyafram olmadığı için,
ciğerlere hava körüklenmesi ve solunum bu yolla sağlanmaktadır.
Uçurulmayan güvercin ve evcil kümes hayvanlarında rastladığımız durduğu
yerde kanat çırpma hareketinin nedeni solunumu devam ettirme eyleminden
kaynaklanmaktadır. Kuşlarda yer alan bu hava keselerinin bir diğer
işlevi de vücut sıcaklığının korunmasını sağlamaktır. Bu mekanizma
beyindeki bir merkez tarafından idare edilmektedir.
Bir güvercinde kalbin vücut ağırlığına oranı % 14, Vücut sıcaklığı 43
derecedir. Dakikadaki kalp atış sayısı 220, solunum sayısı 450 dir.
Dakikadaki kanat çırpma sayısı 8, yatay uçuşta hızı saatte 80 km. dir.
BÖBREKLER VE BOŞALTIM SİSTEMİ
Kuşlarda böbrekler iri ve uzunca bir yapı gösterir ve sırt kemiğinin iç
çukuruna gömülmüş durumdadır. Böbrekten çıkan idrar kanalları bağırsağın
arka tarafına uzanır ve eşey deliğinin (kloak ) orta kısmına açılır.
İdrar kuşlarda sulu değildir. Beyaz, yoğun ve çabuk katılaşan bir
maddeden ibarettir. Deve kuşu haricinde hiçbir kuşta idrar kesesi
bulunmaz. Bunun nedeni kuşların aslında sıvı olan idrardaki suyu tekrar
emerek vücuda kazandıran bir yapı geliştirmiş olmalarındandır.
Böylelikle kuşlar uzun süre susuz idare edebilecek bir yapı
kazanmışlardır. Tane ve tohumla beslenen güvercin gibi kuşlarda su içme
ihtiyacı diğer kuşlara oranla daha fazladır. Kuşlarda böbrekler, sadece
azotlu atıkların atılmasına değil vücuttaki su ve tuz miktarına göre
glikozun düzenlenmesinde de görev alır.
KURSAK, ÖN MİDE, TAŞLIK VE SİNDİRİM SİSTEMLERİ
Kuşlarda sindirim sistemi de değişiklik gösterir. Kuşlarda ağız kısmında
diş bulunmaz. Bazı kuşlardaki gaga kenarlarındaki testeremsi çıkıntılar
ve diğer oluşumlar beslenmeleri ile ilgilidir. Ağız içinde boynuzumsu
bir madde ile kaplı ve hareketli olan dil, besinleri almaya ve yemek
borusuna göndermeye yarar. Şekil 4 de bir güvercinin sindirim organları
görülmektedir.
|
KURSAK VE ÖZOFAGUS
Yemek borusu kuşun boyun uzunluğuna göre şekil alır. Güvercinlerin de
dahil olduğu tanelerle beslenen bazı kuşlarda ve yırtıcılarda yemek
borusu genişleyerek kursak denilen bir yapı ortaya çıkartmıştır. Alınan
besinler ilk önce kursakta yumuşatılır. Kursak oluşumu aslında dişlerin
olmayışının doğal bir sonucu olarak gelişmiştir. Kursağın esas görevi
alınan besinleri ilk aşamada depolayarak mideye yavaş yavaş geçmelerini
sağlamaktır.
Bunun yanı sıra kursağın diğer bir önemli görevi de özellikle tohum ve
tane yiyen güvercin gibi kuşlarda besinlerin yumuşatılıp hazırlandıktan
sonra yavrulara kusularak verilmesini sağlamaktır. Çünkü yavrular
gagaları gelişene kadar yaklaşık 1 ay süre ile kendi başlarına yem
yiyemezler. Güvercinlerde yavrular gagalarını anne ya da babalarının
yutaklarına sokarak kusmalarını sağlarlar böylelikle depo edilmiş besine
ulaşırlar. Tane ve tohum ile beslenen güvercin gibi kuşlarda, tanelerin
öğütülmesini sağlamak amacı ile kursakta bir miktar taş bulundurulur.
Kuş, uygun büyüklükteki taşları bu amaçla yutar. Bu taşlar kursakta bir
tür değirmen taşı görevi görüp tanelerin öğütülmesini sağlarlar.
Kursağın girişinde başlangıcında Özofagus denilen bir bölüm yer alır.
Beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı prolaktin adı verilen bir hormonun
etkisi ile özofagus’tan bir çeşit salgı salgılanır. Bu salgı sadece
Columbidae ( güvercingiller ) ailesine özgüdür ve diğer kuş türlerinde
bulunmaz. Kursak sütü olarak adlandırılan bu salgı halk arasında
“kuşsütü” olarak bilinmektedir. Kuluçka döneminin sonuna doğru sadece
bir hafta süre ile salgılanan bu sıvının besleyici değeri çok yüksektir.
Yeni yavrular kursaktaki yarı sindirilmiş besinlerle beslenmeye hazır
olana kadar ilk günlerinde bu salgı ile beslenirler.
ÖN MİDE VE KASLI MİDE (TAŞLIK )
Bütün kuşlarda yemek borusu alt kısımda genişler ve oval bir şekil
alarak mideyi oluşturur. Mide kuşlarda genel olarak iki bölümden meydana
gelmektedir. Bunları Ön mide ve Kaslı mide ( taşlık ) olarak
adlandırabiliriz. Ön mideye birçok salgı bezi bağlıdır. Ön mideden sonra
güçlü kaslardan oluşan ve iç kısmı sertleşmiş, boynuzumsu bir madde ile
kaplı taşlık da denilen kaslı mide gelir. Kaslı mide alınan besinlere
göre değişiklik gösterir. Yırtıcı kuşlarda bu mide zayıf kaslıdır. Tane
yiyen kuşlarda ise sert kaslı ve içi karşılıklı sert iki plakadan
oluşur. Kursak ve ön mideden geçerken yumuşayan besinler burada mide
hareketleriyle parçalanır ve öğütülürler.
İNCE BAĞIRSAK
Kimyasal sindirimin büyük bir kısmı ve besinlerin emilmesi burada olur.
İnce bağırsak tane yiyen güvercin gibi kuşlarda diğer kuşlara göre
oransal olarak daha uzundur. Kısa olan kalın bağırsağın sonunda bir çok
kuşta uzunca bir kör bağırsak bulunur. Kalın bağırsak anüse açılır.
KLOAK
Kalınbağırsağın dışa açıldığı, dışkının ve idrarın belli bir süre
tutulduğu kısımdır. Sindirilmiş besinlerdeki su burada tekrar vücut
içine geri emilir. Atık maddeler ise anüs yolu ile dışarı atılır.
Kloak’ın bir diğer işlevi de eşeysel üretimin akıtıldığı yerdir. Kuşun
cinsiyetine göre sperm ya da yumurta kanalı burada bulunur.
|
ÜREME ORGANLARI
Erkeklerde : Böbreklerin ön yan tarafına ikişer tane yumurta biçiminde
testisler bulunur. Testislerden çıkan bir sperm kanalı kloak’ın orta
kısmına açılır. Kloaka açılmadan önce sperm kanalı bir şişkinlik yapar.
Çiftleşme zamanı bu testisler şişer ve genellikle soldaki daha büyük
olur. Kuşların çoğunda güvercinlerde de olduğu gibi çiftleşme organı (
penis ) yoktur. Yalnız ördekgiller familyası mensuplarında anüsün karına
bakan iç duvarından ucu dışarı çıkabilen penis benzeri bir yapı bulunur.
Penis üzerindeki oluk, sperma kanallarından çıkan spermayı dişiye
iletmeye yarar. Leylek ve balıkçıllarda ise penis körelmiş, anüsün iç
duvarında bir siğil şeklini almıştır. Tavuklarda yumurtadan yeni çıkmış
yavrularda bu penis benzeri yapı iyi göründüğü için erkek ve dişi
civcivler birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilir.
Dişilerde : Üreme organı yumurtalık ve yumurta kanalından ibarettir.
Yumurta kanalı, kloak’ın orta kısmına açılır. Sağ yumurtalık ve yumurta
kanalı körelmiş veya tamamen ortadan kalkmıştır. Çiftleşme ve yumurtlama
zamanı sol tarafta bulunan üzüm salkımı şeklindeki yumurtalık ve
dolambaçlı döl kanalı olağan üstü büyür. Yumurta kanalı yapısal ve
işlevsel olarak birbirinden ayrılan beş bölgeden oluşur. Her dişinin
eşey organında erkek eşey organını karşılayan ve aynı bölgede anüsün iç
duvarında yer alan bir klitoris (bızır) bulunur.
DUYU ORGANLARI
Kuşlar görme ve işitme duyuları çok gelişmiş olan canlılardır. Buna
bağlantılı olarak diğer algılama sistemleri fazla gelişkin değildir.
Körelen duyuların başında ise koklama gelmektedir.
GÖRME
Kara omurgalıları içinde, hatta tüm omurgalılar içinde görme yeteneği en
iyi gelişmiş ve vücuduna göre gözü en büyük olan hayvan grubu kuşlardır.
Kuşların duyu organları arasında çok önemli bir yere sahip olan gözler,
yön, uzaklık, şekil, renk, derinlik, hareket ve büyüklük gibi nesnelerle
ilgili özelliklerin tümünü algılamaktadır.
Kuşların büyük bir bölümünde gözler kafanın iki yanında yer alır. Sadece
gece yırtıcılarında gözler kafanın ön tarafındadır. Kuşlarda gözlerin
çok az hareketli olmasına karşın baş ve boyun büyük hareket kabiliyetine
sahiptir. Göz kapakları çok hareketlidir. Göz kapaklarından ayrı olarak
gözü örtebilen hareketli ve saydam bir zar ( nicitans ) bulunur. Bütün
kuşlarda daralıp genişleyebilen göz bebekleri yuvarlaktır. Retina
tabakası ön kısma nazaran daha geniştir. Göz çevreleyen katı tabakanın
içinde ve cornea kenarlarının arkasında kemik tabakacıklarından oluşan
bir halka vardır. Cornea tabakası bütün kuşlarda kuvvetli bir şekilde
kubbeleşmiştir. Retina tabakasının büyüklük ve gelişmişliğine paralel
olarak keskin ve net görebilme çok gelişmiştir. Durdukları yerde bir
dairenin 300 derecelik sahasını görebilirler.
Renk görme olayı bir çok canlıda gelişmemişken kuşlarda vardır. Örneğin
köpeklerin renk görmedikleri düşünülürse kuşlar bu konuda oldukça
yeteneklilerdir. Bir güvercinin 20 renk tonunu birbirinden ayırt
edebildiği saptanmıştır. ( insanda bu rakam 160 dır. )
İŞİTME
İşitme organı olan kulak gözlerin hemen arkasında, başın iki yanında yer
alır. Kuşlarda da kulak, iç, orta ve dış kulak olmak üzere üç kısımdan
ibarettir. Fakat dış kulak pek dikkati çekmez. Genellikle dıştan bir
tutam kalem tüyü ile çevrili ve örtülüdür. Bazı kuşlarda kulağı
çevreleyip örten kalem tüylerinin rengi değişiktir. Sadece bazı türlerde
örneğin baykuşlarda dış kulak kepçesi gelişmiştir.
Kuşların 40 – 30.000 Hz’lik sesleri duydukları saptanmıştır. Kural
olarak 100 Hz’den daha düşük sesleri çok az duyarlar. En duyarlı
oldukları ses aralığı 1000 – 3000 Hz arasıdır.
KOKU ALMA
Koku alma duyusu kuşların genelinde körelmiş ve zayıftır. Koku alma
organı burun üst gaganın dip kısmında yer alır. Çoğunlukla tam olmayan
bir ara perde ile ayrılmış burun boşluğunda koku alma görevini taşıyan
midye şeklinde bir çift oluşum vardır. Her iki burun deliği üst gaga
dibine yakın bir yerde bulunur. Bazı kuşlarda burun delikleri sert
kıllarla örtülüdür (kuzgun). Bazılarında ise ( fırtına kuşları ) boru
şeklinde uzamış ve birbiriyle birleşmiştir.
TAD ALMA
Tat alma organı dil ve gaganın iç kısmıdır. yumuşak olan dil dibi ile
damakta yer alan tomurcuklar vasıtasıyla tat alma olayı gerçekleşir.
Kural olarak tat alma duyusu iyi gelişmemiştir.
DOKUNMA DUYUSU
Gaga ve dil dokunma organı vazifesini de görmektedir. Çulluklar,ördekler
ve genellikle diğer su kuşlarında yumuşak gaga derisi üzerinde yer alan
cisimcikler gaganın dokunma organı olarak iş görmesini sağlar. Ayrıca
böceklerle beslenen diğer bazı kuşlarda ( ağaçkakanlar ) oldukça uzun
olan dilleri de dokunma vazifesini görür.
YUVA, YUMURTALAR VE KULUÇKA
Kuşlarda üreme yumurtlama yoluyla olur. Bütün kuşlar hazırladıkları bir
yuvaya veya uygun bir yere yumurtlarlar daha sonra bir süre kuluçkada
yatar ve yavruların yumurtadan çıkmasını sağlarlar. Embiryonik gelişme
vücut dışında olduğundan bütün kuşlar çok etkili birer kuluçka ve yavru
bakım davranışları geliştirmişlerdir.
Bazı türlerde yumurtadan çıkan yavrular yuvayı hemen terk eder,
ana-babalarıyla birlikte besinlerini ararlar. Bir kısım kuşlarda ise
yavrular belli bir süre yuvada kalır, ana, baba veya herhangi biri
tarafından beslenir, uçacak hale gelince yuvayı terk eder. Güvercinlerde
yavrular yumurtadan çıktıktan sonra ana ve baba kuş tarafından ortaklaşa
beslenirler. Gagaları sertleşip kendi başlarına yem yiyebilecek hale
gelene kadar bu şekilde devam eder. Bu süre yaklaşık bir aydır.
Yumurtadan çıkışta tüysüz olan yavrular bir ay içinde hem yem
yiyebilecek hem de uçabilecek hale gelirler.
Her kuş türünde yuva yapımına eşlerin katkısı farklı farklıdır. Bazı
türlerde sadece dişiler yuva yaparken, güvercinlerin de dahil olduğu
bazı türlerde ise erkeklerde yuva materyali taşıyarak hatta yuva
yapımına katılarak dişiye destek olurlar. Guguk kuşu yuva yapmaz,
yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakır, yumurtadan çıkan
yavrular da yuva sahibi kuş tarafından beslenip büyütülür.
Kuşlar genellikle ilkbaharda çiftleşerek yuvalanır ve yumurtlarlar. Bazı
kuşlarda senede bir, bazılarında iki, bazılarında 3 - 4 kez kuluçka
olayı görülür. En çok yumurtlayan kuşlar tavukgillerdir. Bıldırcın 10 -
16, keklik ve sülün ise 15 - 20 yumurta yapar. Güvercinlerde üreme
sezonu genel olarak şubat ve ağustos ayları arasındadır. Bu süre içinde
ortalama 4 kez yumurtlar ve kuluçkaya yatarlar. Her bir seferde iki
yumurta bırakılır. Kuluçka süresi yaklaşık 15 – 20 gün arasındadır.
Kuluçkaya hem erkek hem dişi güvercin birlikte nöbetleşe yatarlar.
Gündüzleri genellikle erkek, geceleri ise daha çok dişi güvercin
kuluçkada yatar.
Kuşların yumurtaları şekil, büyüklük ve renk bakımından çok çeşitlidir.
Genel olarak yumurta büyüklüğü kuşla ve çıkacak yavru büyüklüğü ile
orantılıdır. Kuş büyüklüğüne göre en büyük yumurtayı kivi, en küçüğü de
guguk kuşu yapar. Yumurtaların renkleri yuva yerlerine göre değişir.
Oyuklarda, karanlık, kapalı yuvalarda kuluçkaya yatan kuşların
yumurtaları ortama uyacak şekilde renkli ve benekli olur.
|
ÇİFTLEŞME
Kuşlarda çiftleşme ve çiftleşme öncesi kur yapma şekilleri türlere göre
çok çeşitlilik göstermektedir. Çoğunlukla erkek kuşlar diğer erkeklere
karşı mücadeleye girer. Eş yapma şekilleri de aynı biçimde farklı
farklıdır. Ömür boyu tek eşle birlikte olma şeklinin yanı sıra, çok
erkeklilik ve çok dişililik de yaygındır.
Güvercinler genellikle sezonluk eş seçerler. Yalnız yabani güvercinde
monogamik tek eşlilik vardır. Güvercinlerde çiftleşme erkek kuşun öterek
dişiye kur yapması ile başlar. Dişi çiftleşmeye hazırsa, ön çiftleşme
diyebileceğimiz öpüşme evresi başlar. Burada kuşlar birbirlerinin
gagasının içine gagalarını sokarak, aynı yavru beslerken yaptıkları
kusma hareketini yaparlar. Bu hareketin işlevi konusunda yazılı bir
kaynak bulamadım. Ancak benim tahminim kuşlarda dokunma duyusunun en
gelişmiş olduğu bölge olan gaga üzerindeki ceroma’nın uyarılması ve
böylelikle erkek kuşun sperm verebilecek hale gelmesi sağlanıyor
olabilir. ( Bu konuda bilgisi olanlar beni aydınlatırsa sevinirim )
Öpüşmeden sonra genellikle dişi kuş çömelir gibi bir hareket yapar ve
erkek kuş onun üzerine çıkarak anüsler birleştirilerek kloaklar karşı
karşıya getirilir. Dişi kuşun erkek kuş üzerine çıkma durumu da
olabilir. Bu aşamada erkek spermlerini dişinin kloak’ı içine bırakır.
Spermler buradan ovidukt adı verilen dişi yumurta kanalına girerek
yumurta sarısı üzerindeki çekirdeği döllemek üzere 72 saat sürecek bir
yolculuğa başlarlar. Çiftleşmeden 72 saat sonra spermler, çekirdeği
dölleyebilecek yere ulaşırlar ve burada dölleme yeteneklerini
kaybetmeksizin 3 hafta kadar bekleyebilirler. Çekirdek döllendikten
sonra yumurta sarısı ile birlikte yumurta kanalına girer ve yumurtlama
süreci başlar.
YUMURTA OLUŞUMU VE YUMURTANIN DÖLLENMESİ
Kuş yumurtası yumurta kanalında oluşur. Burada sürekli yumurta sarısı
oluşarak yumurtalığı büyütür. Belli bir büyüklüğe ulaşınca folikül
patlayarak yumurta kanalına geçiş sağlanır. Çekirdek, sperm tarafından
döllenebilmek için her zaman yumurta sarısının dış yüzeyinde bulunur.
Yumurta sarısı yumurta kanalına girme aşamasında spermler tarafından
döllenir. Spermler burada yumurtayı beklerler. ( çiftleşmeden yaklaşık
72 saat sonra ) Spermler 3 hafta kadar dölleme yeteneklerini
yitirmeksizin yumurta kanalında kalabilirler.
Sonuçta küre şeklinde bir yumurta sarısı üst bölümünde yer alan ve
spermler tarafından döllenmiş çekirdeği ile birlikte beş bölümden oluşan
yumurta kanalından aşağıya inmeye başlar. Bu yolculuk boyunca sırası ile
önce yumurta akı, sonra yumurta zarı ve en sonunda ise yumurta kabuğu
ile çevrilir. Yumurta kabuğunun kalkeri, uterus duvarından çıkan protein
içerikli bir sıvının küçük sütuncuklar halinde yumurta zarının üzerine
birikmesi ile meydana gelir.
Yumurta döllenir döllenmez ilk bölünme de meydana gelir. Bu embiryonun
ilk oluşum aşamasıdır. Embiryo başlangıçta sadece yumurta sarısı ile
beslenir. Daha sonra sindirim kanalının oluşmasına bağlı olarak yumurta
akını da tüketmeye başlar. Yumurtadan çıkış, yavrunun gagası ile yumurta
kabuğunu tıklatması ile başlar. Güvercinlerde yumurtadan yavru çıkma
süresi, ortalama 15 – 20 gün arasındadır.
SES ÇIKARMA
Kuşları daha çok ötüşleri ile biliriz. Hatta sadece ötüşleri için
beslenen bir çok kafes kuşu bulunmaktadır. Kuşlarda ses çıkarma organı
gırtlağın altında bulunan Syrinx’dir. Yalnız kuşlarda bulunan bu organ
trakenin en alt kısmının ve çoğu defa bronşların en üst kısmının şekil
değiştirmesi ile oluşmuştur.
Bu ses organında 2 – 7 bronşiyal bilezik ve bunların arasına gerilmiş
bir zar bulunur. Kasların işlevleriyle bu bronşiyal bilezikler
birbirlerine karşı farklı derecelerde hareket ettirilerek, ses
çıkarılacak zarın gerginliği değiştirilir. Böylece sesin tonu ve ritmi
ayarlanmış olur. Ses bazı kuşlarda tüm ömür boyunca, bazılarında sadece
üreme mevsiminde bazılarında ise sadece göç sırasında çıkarılır.
BESLENME
İç organlar bölümünde kuşların sindirim sistemi hakkında özet bilgiler
verilmiştir. Kuşlarda gaga besinleri tutmaya, koparmaya ve parçalamaya
yarar. Ağız kısmında aldığı besinleri öğütmeye, ufalamaya yarayan diş
gibi bir organ yoktur. Taneyle beslenenler taneleri olduğu gibi veya
gagalarıyla kırarak, etle beslenenler ise avların parçalayarak yutarlar.
Kuşların çoğu besinlerini büyük parçalar halinde yutar. Yutulan besinler
kursağı olan kuşlarda bir süre kursakta kalıp yumuşatılır. Besinler
midede parçalanır. Ön midede sindirim fermentlerini alarak taşlığa
(kaslı mide) geçen besinler burada küçük parçalar haline gelir ve
bağırsaklara geçer. Sindirim bağırsakta tamamlanır. Selüloz ise kör
bağırsakta sindirilir.
Çok hareketli olan ve çok enerji harcayan kuşlar çok gıda almak
zorundadırlar. Yalnız ot ve yaprak gibi besinlerle beslenen kuş türü çok
azdır. Bitkisel besinlerle beslene kuşlar genellikle filiz, körpe yaprak
meyve tohumları yerler. Bitkisel besinlerin sindirimi hayvansal
besinlerden daha zor olduğundan ve gelişme süresince protein ihtiyacı
yüksek olduğundan bitki ve tane yiyen kuşların çoğu yavrularını böcek ve
kurtlarla beslerler. Belli bir süre sonra hayvansal proteinle beslenen
yavrular gelişince yine bitki ve tanelerle beslenmeye başlarlar.
Kuşların büyük bir bölümü hayvansal gıdalarla beslenirler. Böcekler,
kurtlar, larvalar, yumuşakçalar, sürüngenler, balıklar, küçük memeliler,
orta boy memeliler ve yavruları ile çeşitli kuşlar değişik kuş
türlerinin besinlerini oluştururlar.
Hayvansal besinlerle beslenen kuşlar sindiremedikleri tüy ve kemikleri (
baykuşta olduğu gibi ) bir yumak halinde ağız yoluyla dışarı atarlar.
Böcek yiyen kuşların çoğu da sert kitin parçalarını aynı şekilde
kusarlar. Gündüz yırtıcıları tüy, kemik, kıl gibi parçaları yemezler.
Akbabalar özellikle kuzukuşu kalın sığır kemiklerini bile midede oluşan
asit (HCL) ile eritirler. Balıkla beslenen kuş türlerinden Yalı
çapkınları pul ve kılçıkları ağız yoluyla dışarı atmalarına karşın,
martı, pelikan ve balıkçıllar bu kısımları da sindirirler. Meyvelerle
beslenen kuşların birçoğu meyvelerin etli kısımlarını yer ve
sindirirler, çekirdekleri ise bağırsak veya ağız yoluyla dışarı atarlar.
Böylece bitkilerin yayılmasını da sağlamış olurlar
Kuşların dışkıları da beslenmelerine göre farklıdır. Tane ve tohumlarla
beslenen kuşların dışkıları kuru ve katıdır. Hayvansal besinlerle
beslenenlerin ise cıvık ve genellikle yapışkandır. Meyvelerle ve
bitkilerle beslene kuşların dışkıları genellikle renkli ( yeşil,mor )
ve içlerinde çeşitli tohumlar vardır.
KUŞLARIN DAVRANIŞLARI
Kuşların içgüdüleri çok iyi gelişmiştir. Görme duyuları da çok iyidir.
Bu nedenle kuşlar objeleri çok iyi tanır, faydalı ve zararlı olanları
çok çabuk ayırt ederler. Tehlikeli objelere yaklaşmaz ve hemen
uzaklaşırlar. Saksağanlar, kargalar eli tüfekli bir kişiyle bir
çiftçiyi, çobanı kolayca ayırt ederler. Av kuşlarının hepsi insanı,
özellikle avcıyı çok iyi tanırlar. İnsanlar tarafından beslenen, bakılan
kuşların çoğu bakıcılarını tanır ve ondan ürkmezler.
Evinizde kuşların bu özellikleri ile ilgili gözlemleri kolayca
yapabilirsiniz. Şayet balkonunuza gelen yabani güvercinleri, serçe ve
sığırcıkları sürekli yemlerseniz balkona elinizde bir kap veya başka bir
şeyle çıkarsanız, daha içeri girmeden saçakta bekleşen kuşların hemen
balkonunuza indiğini görürsünüz. Balkona başka bir iş için eli boş
çıktığınızda kuşlar balkona inmeyecektir. Kuşlar yemlenirken balkona
çıktığınızda bir kısmı uçacak, en yakın yere konacaktır. Ama kuşları
sürekli yemleyen kişiden başkasının, bir yabancının balkona çıkması,
hatta balkon kapısına yaklaşması ile birlikte hepsi ürkerek uçacaktır.
Kuşların ses ve arkasından yapılan eylemler arasında bağlantı
kurduklarını kendi gözlemlerimle saptamışımdır. Bu Rus bilim adamı
Pavlov’un belirlediği şartlı refleks olayıdır. Kuşlarıma yem vermek
amacı ile balkona her çıkışımda gıcırdayan kapı sesini çok iyi belleyen
diğer kuşlar artık bu sesi her duyduklarında yem verileceğini sanarak
balkonuma konmaya başlıyorlardı.
Doğada da benzer şeyleri gözlemek mümkündür. Çift süren bir çiftçiyi
leylekler, kargalar 5 - 6 metre mesafeden takip ederler yabancı bir
kişinin yaklaşmasıyla ise hemen uçarlar. Kuşlar koyunla köpeği, çobanla
avcıyı, buğday tanesi ile kum tanesini kolayca ayırt ederler.
Kuşların diğer hareketlerinde de kuvvetli ve dengeli içgüdüleri
hakimdir. Kovuklarda, kapalı yuvalarda barınan kuşlar giriş deliğine hiç
sapmadan duralamadan doğruca ulaşırlar. Açıktaki yuva yerlerini isabetle
bulurlar. Konacakları bir telefon teline, kuru bir dal ucuna çok isabete
ulaşırlar. Beslenirken gördükleri bir tohumu, bir böceği nokta tespiti
ile bir uçuşta gagaları ile yakalarlar. Uçarken de bu gelişmiş
içgüdüleri ile sık ağaçlar, çalılar arasından, en karışık labirentlerden
kolayca çıkarlar.
Tehlikeyi çabuk fark eder, ya hemen uçarak hızla uzaklaşır veya yerde,
otlar ve çalılar arasında çabucak pusarak gizlenirler. Sessiz ve
hareketsiz kalarak tehlikenin uzaklaşmasını beklerler. Sürüler halinde
yaşayan kuşlardan tehlikeyi ilk sezen tehlike ötüşü ile diğerlerini
hemen uyarır ve hep birlikte hareket ederler. Kuşlarda ses ile iletişim
bir hayli gelişmiştir. Tüm canlılar içinde başka canlıların seslerini
taklit edebilen ve özellikle insan sesini taklit edebilen tek tür
kuşlardır. (papağanlar buna iyi bir örnektir )
YARARLANILAN KAYNAKLAR :
1) Kuşlar Nihat Turan 1990
2) Yaşamın Temel Kuralları Prof. Dr. Ali Demirsoy 1998
3) Birds John Bull 1978
4) Kuşlar Felicity Brooks, Bridget Gibbs 2000
5) Evcil Kuş Bakımı David Alderton 1992
Hazırlayan: Yavuz İŞÇEN
|
|