Yüzyıllar boyunca güvercin populasyonunun
geliştirilmesinde görünüm ve/veya performans belirleyici olmuştur. Bu
arada hastalıklara karşı bağışıklık gibi özellikler gözardı edildiği
gibi, üstelik bir de genetik problemler ortaya çıkmıştır. Bu, günümüzde
de devam etmektedir. Özellikle son yıllarda performans ırklarında bile
görünümün öne çıkması bu süreci olumsuz yönde etkilemektedir.
Bilinçsiz antibiyotik kullanımının güvercinlerin bağırsaklarındaki
süngerimsi tabakayı yok ettiği ve bu tabakanın vücut tarafından
yenilenmediğini biliyor muydunuz? Sonuçta kuş hastalığı yeniyor belki
ama, daha sonra yediği gıdayı gerektiği gibi özümseyemediği için hep
halsiz ve zayıf kalıyor. Üstelik dışkıları da katılaşmıyor. Sonuç: İlaç
işe yaramadı!!!.. Yeni antibiyotikler daha ağır tedavi dozları.
Aynı zamanda hastalığa yol açan viruslerin bu antibiyotiklere karşı,
bağışıklık sistemi de gelişiyor ve ilaçlar sonunda gerçekten hiçbir işe
yaramıyor.
Avrupa Birliğine bağlı ilgili kuruluşların aldığı yeni önlemler konunun
önemine işaret etmektedir; Daha şimdiden et, süt ve yumurta üretiminde
yararlanılan hayvanların tedavilerinde Chloramphenicol, Nitrofurane,
Dimitridazole ve Ronidazole kullanımı yasaklanmıştır.Çünkü bunların et,
süt ve yumurtayla insan vücuduna girdiği, bağışıklık sistemini bozduğu,
hatta hamilelerde düşük veya sakat doğumlara yol açtığı görülmüştür.
İlaçların ruhsat süreleri 5 yılla sınırlandırılmış ve ürünlerin ekolojik
toksin testleri istenmiştir. Bu,hayvanların dışkılarıyla doğaya karışan
ilaçların topraktaki yararlı organizmalara zarar verip
vermediğidir. Artık piyasaya çıkacak bir ilaç, önce bütün bu deneylerle
güvenilirliğini kanıtlanmalıdır.
Sonuç;
Avrupalı yetiştiriciler güvercinlerin vücut dirençlerine katkıda bulunan
doğal ürünleri yeniden keşfediyorlar; Sentetik vitaminler yerine sebze
sularına, glikoz şekerlerine, bira mayasına yöneliyorlar. Kuşların
sindirim bozukluklarında sarmısaktan elde edilen çeşitli ürünler
kullanıyorlar.
En önemlisi ise:
Sağlıklı yavruların sağlıklı ve güçlü anne babalardan elde
edileceği gerçeğiyle damızlık standartlarını değiştirdiler. Bağışıklık
sistemi zayıf olan anne babalar bu özelliklerini genler aracılığıyla
gelecek jenerasyonlarada taşıyacaklardır. O halde damızlık seçiminde ırk
özellikleri ve görünümün yanı sıra hastalıklara karşı dirençli, kuvvetli
hayvanlar tercih edilmelidir.
Yazan: Osman TIĞ
|